İçeriğe atla
Girişimcilik: temel kavramlar·6 dakika okuma

Girişimcilik Özgürlük mü? Patronun Gider, Yerine Kimler Gelir

Kendi işini kurunca patronun ortadan kalkar ama yerine müşteri, dağıtıcı, devlet ve bazen yatırımcı gelir. Girişimcilik gerçekten daha özgür mü, yoksa özgürlüğün biçimi mi değişir? Dört girişimcinin deneyimi.

Prof. Dr. Mustafa Halid KARAARSLANGirişimcilik, pazarlama ve yenilik

“Kimse bana ne yapacağımı söylemeyecek.” Kendi işini kurmayı düşünen hemen herkesin aklından bu cümle geçer. Sabah dokuzda işe girmek, izin için dilekçe yazmak, sevmediğin bir yöneticinin kararını uygulamak… Bunlar sona erecek.

Erecek mi?

Kitaplarım için görüştüğüm girişimcilerin çoğu bu soruya gülerek cevap verdi. Patron gerçekten ortadan kalkıyor. Ama boşluk kalmıyor. O koltuğa başkaları oturuyor: müşteri, dağıtıcı, vergi dairesi, bazen yatırımcı. Bu yazıda dört girişimcinin deneyiminden yola çıkarak şu soruya bakacağız: Girişimcilik gerçekten özgürlük mü, yoksa özgürlüğün biçimi mi değişiyor?

“Girişimcilik illüzyonu”

Ubeydullah Güngör bir havayolu şirketinin dijital pazarlama ekibinde çalışıyordu. Ekip çok kahve içiyordu ama kahve hazırlamak zahmetliydi. O ise sallama çayı seviyordu: poşeti suya at, bekle, çöpe at. “Kahvenin sallaması neden olmasın?” diye düşündü. Önce iş yerinde çay filtrelerine kahve koyarak denediler. Sonra kendi sitesinden küçük bir ön satış kampanyası açtı. Hiç tanımadığı 80 kişi para gönderdi; toplam 6.000 lira. Az bir paraydı ama fikrin insanları heyecanlandırdığını gösteriyordu. Bu sırada maaşı yatmaya devam ediyordu. Olumlu geri bildirimlerden sonra Kahvegibikahve’yi kurdu.

Üç yıl sonra, Girişimcilik Örnek Olayları: Belirsizlikler Artarken kitabı için konuştuğumuzda, Güngör’ün söylediği şey çoğu girişimci adayının duymak istemeyeceği bir şeydi. Kurumsal hayattan bakınca gördüğü özgürlüğün önemli bir kısmının illüzyon olduğunu düşünüyordu:

  • Başarı için yine uzun mesailer gerekiyordu.
  • Kurumsal hayatta yöneticini ikna ediyordun. Girişimde müşteriyi, dağıtım kanalını ve devleti ikna etmen gerekiyordu. Kariyerin, yöneticinin iki dudağı arasından çıkıp müşterinin ve devletin eline geçiyordu.
  • Bir yerde işsiz kalma korkusu vardı, öbüründe iflas etme endişesi.
  • Müşteriyle yaşanan bir sorunu çözmek, yöneticiyle yaşanan bir sorunu çözmekten kesinlikle daha kolay değildi.

Somut bir örnek: Ürünü mağazalara girdiğinde mağazalar ödemeyi iki ila dört ay sonra yapıyordu. Iskonto oranları yüksekti; stoğunu iyi planlayamayan perakendeci fazla aldığı ürünü geri gönderebiliyordu. Patron yoktu ama o rafın sahibi vardı.

Güngör’e göre girişimciliğin tek gerçek farkı şuydu: Yeni bir yöntemi kimseden izin almadan deneyebiliyordun. Kurumsal hayatta yenilikçi bir yöntemi izinsiz denemek imkânsızdı; yöneticileri ikna etmek de hiç kolay değildi. Girişimde bunu yapabiliyordun. Ama bedeli de vardı: Başarı gibi başarısızlık da doğrudan senin hanene yazılıyordu.

Yine de vardığı sonuç ilginçti: Bütün bunlara rağmen girişimciliği daha iyi bir kariyer seçeneği olarak görmeye devam ediyordu.

Ders: Girişimcilik “kimseye hesap vermemek” değildir. Hesap verdiğin insanların değişmesidir. Gerçek kazanç, denemek istediğin yöntemi deneyebilme serbestliğidir.

Kurumsal kuralları bırakıp müşterinin kurallarına girmek

Utku Gürçağ Borataç, mühendislikten mezun olduktan sonra İspanya’da büyük bir havacılık şirketinde uzay projelerinde çalıştı. Orada herkes istediği gibi giyiniyor, öğlenleri spor yapabiliyor, projelerde inisiyatif alabiliyordu. Bir yıl sonra Türkiye’ye döndüğünde bir şirkette çalışan olmak istemedi. Girişte çıkışta üst araması yapılan, çalışana inisiyatif bırakılmayan bir ortamın kendisini bunaltacağını düşünüyordu.

Kendi danışmanlık şirketini kurdu. Sonra ortaklarıyla Reminis’i kurdular: Etkinliklerde çekilen fotoğraflar arasından yüz tanıma ile kişinin kendi fotoğrafını bulmasını sağlayan bir platform.

Burada özgürlüğün başka bir yüzüyle karşılaştılar. En yüksek geliri markaların sponsorluğundan elde ediyorlardı. Ama markalarla görüşmek ve ödeme almak üç ay sürüyordu. Görüşmelere markanın ajansı, etkinliği düzenleyen şirket de katılıyordu. Fiyatı belirlerken bazı organizasyon şirketleri onları, etkinlik alanındaki reklam tentesiyle aynı kefeye koyuyordu. Bir sonraki etkinlikte onlarsız da gayet idare edebilirlerdi. O dönem giderleri gelirlerinin yaklaşık beş katıydı.

Borataç kurumsal bir şirketin kurallarından kurtulmuştu. Ama şimdi, kendisine bağımlı olmayan büyük müşterilerin kuralları ve takvimiyle çalışıyordu.

Ders: Kendi işinde de birinin takvimine uyarsın. Fark, o takvimin kime ait olduğunu senin seçmen ve bir müşteriye ne kadar bağımlı olacağını iş modelinle belirlemendir.

“Bu projeyi bitirince kendi işimize döneriz”

Hakan Özcan ve kardeşleri bir şirkette oyun ve simülasyon projeleri geliştiriyorlardı. Proje yazmak, rapor hazırlamak sıkıcıydı. Kendi şirketlerini kurduklarında bu tür proje işlerinden uzak duracaklarına karar verdiler. Üç kardeş birlikte istifa etti.

Önce hiçbir kurumun kapısından giremediler. Büyük şirketlerde sekreterleri aşıp yöneticilerle görüşemiyorlardı. Bunun üzerine bir mobil oyun yaptılar. Paraları olmadığı için oyunu bitirmeden yayına aldılar. Oyun beklentilerin ötesinde tuttu, Türkiye’de ve dünyada en çok indirilenler listesine girdi. Bir yıl önce kapısından giremedikleri kurumlar şimdi onlarla çalışmak istiyordu.

Kurumsal teklifleri kabul ettiler. İşler bir anda yoğunlaştı ve hepsinin teslim tarihi vardı. Her yeni projeye başlarken “Bunu teslim edince oyuna döneriz” diyorlardı. Ama bir proje bitince acelesi olan başka bir proje geliyordu. Kendilerine söz verdikleri işe, yani oyun geliştirmeye, üç yıl boyunca neredeyse hiç dönemediler. Ekonomik daralmayla kurumlar eğitim ve simülasyon bütçelerini kesince yeni proje gelmez oldu. Kitabı hazırladığım sırada Özcan, girişimi kapatıp maaşlı işe dönüp dönmemeyi düşünüyordu.

Kendine sorduğu sorular, bu yazının sorusuyla aynıydı: Kurumsal bir işte tek bir iş yapmak sıkıcı olmaz mıydı? Girişimciliğin toplamda sunduğu şey gerçekten maaşlı işten fazla mıydı? Yoksa sadece alışkanlıklarından kopma endişesi mi yaşıyordu?

Ders: Patronundan kurtulduğunda, en acil işi getiren müşteri patronun olabilir. Kendi gündemini korumak için ona açıkça zaman ayırmazsan, özgürlük kâğıt üstünde kalır.

Büyüdükçe kaybolan özgürlük

Bülent Uzuner Almanya’da büyük bir danışmanlık şirketinde yöneticiydi. Bir müşterisinin “Bu işi benim için doğrudan sen yapar mısın?” sorusuyla 1997’de kendi şirketini kurdu. Şirket büyüdü, birleşmeler yaptı, büyük bir enerji grubuna satıldı. Uzuner yönetim kurulu başkanı olarak kaldı. 2013’te şirketin 2.100 çalışanı vardı.

Sonra bir şey fark etti: Holdingleşen yapıda bütün enerjisini şirket içi yazışmalara harcıyordu. Oysa kendini mutlu hisseden şey müşterilerle, projelerle uğraşmaktı. Hisselerinin tamamını satıp ayrıldı ve 2014’te yeniden küçük bir danışmanlık şirketi kurdu.

Ders: Özgürlük bir kere kazanılıp cebe konan bir şey değildir. İş büyüdükçe toplantılar, raporlar, bürokrasi geri gelir. Neyi neden yaptığını hatırlamak, büyürken de bilinçli bir seçim gerektirir.

Özgürlüğü iş modeliyle seçenler

Her hikâye “illüzyon” ile bitmiyor. Abdulvehhab Özmen bir denizcilik şirketinde, gemi ile yükü buluşturan brokerlik işini fiilen yapıyordu ama bir işten kazandığı pay çok küçüktü. Singapurlu biriyle evlendikten sonra sık sık seyahat etmesi gerekti ve sürekli izin almak sorun olmaya başladı. Kendi brokerlik şirketini kurdu. Bu işin bir avantajı vardı: Bir bilgisayarla dünyanın her yerinden yönetilebiliyordu. Ofisi bir dostuyla paylaşarak masrafını yarıya indirdi.

Özmen’in özgürlüğü bir tesadüf değildi. Mekâna, büyük bir ekibe ve tek bir müşteriye bağlı olmayan bir iş seçmişti.

Ders: Özgürlük istiyorsan bunu bir duygu olarak değil, iş modelinin bir özelliği olarak tasarla.

Kendine sorman gereken altı soru

Girişimciliği özgürlük için düşünüyorsan, kâğıda şu soruların cevabını yaz:

  1. Bana kim para ödeyecek? Tek bir büyük müşteri mi, çok sayıda küçük müşteri mi? Tek büyük müşteri, yeni patronun olabilir.
  2. Ürünüm müşteriye kimin üzerinden ulaşacak? Bir zincir mağaza, bir pazaryeri, bir bayi ağı mı? Rafın sahibi kurallarını koyar.
  3. Hangi izinlere, belgelere, ihalelere bağlıyım? Bazı sektörlerde en uzun bekleyeceğin yer kamu kurumunun masasıdır.
  4. Dışarıdan para alırsam ne değişir? Yatırımcı ortağındır; raporlama, onay ve hesap sorma hakkıyla gelir.
  5. İlk yıllarda haftada kaç saat çalışmayı göze alıyorum? Esnek mesai, az mesai demek değildir.
  6. Benim için özgürlük tam olarak ne? Kendi saatini belirlemek mi, yeni bir yöntemi denemek mi, işin sonucundan pay almak mı? Hangisi olduğunu bilirsen, iş modelini ona göre seçebilirsin.

Bu sorular seni girişimcilikten soğutmak için değil. Gerçekte neyin değişeceğini görmen için.

Son söz

Girişimcilik özgürlük vaat etmez. Seçme hakkı verir: Kime bağlı olacağını, hangi riski alacağını, hangi yöntemi deneyeceğini seçersin. Bu az şey değil. Ama bu seçimi bilerek yapmazsan, kurumsal hayattaki patronun yerine kendi seçmediğin birini koyarsın.

Maaşlı işten ayrılmadan önce neleri sınaman gerektiğini Maaşlı işi bırakıp girişimci olmak yazısında anlattım.

Kısaca terimler

  • Girişimcilik illüzyonu: Kurumsal hayattan bakınca girişimciliği olduğundan daha özgür ve daha kolay görme yanılgısı.
  • Dağıtım kanalı: Ürünün müşteriye ulaştığı yol; mağaza, pazaryeri, bayi, toptancı.
  • Müşteri bağımlılığı: Gelirin büyük kısmının tek ya da çok az müşteriden gelmesi.
  • İş modeli: Kimin hangi ihtiyacını nasıl karşılayıp nasıl gelir elde edeceğin.

Kaynaklar: Mustafa Halid Karaarslan, Girişimcilik Örnek Olayları: Belirsizlikler Artarken, Karabük Üniversitesi Yayınları, 2021 (Kahvegibikahve, Reminis, Simge Simülasyon vakaları). Mustafa Halid Karaarslan, Girişimcilik Vakaları: Fırsatlar ve Zorluklar, Optimist Yayınları, 2016 (Bülent Uzuner ve Steel&Bulk vakaları).

İlgili yazı: Maaşlı işi bırakıp girişimci olmak: Cesaret yetmez, kanıt gerekir

girişimcilik özgürlük mükendi işini kurmakkurumsal hayatgirişimcilik illüzyonu

Sık sorulanlar

Girişimci olunca daha mı özgür olunur?
Bir açıdan evet: Yeni bir yöntemi kimseden izin almadan deneyebilirsin. Ama kararlarını etkileyen insanlar ortadan kalkmaz, değişir. Patronun yerini müşteri, dağıtım kanalı, kamu kurumları ve bazen yatırımcı alır. Kazandığın şey çoğu zaman daha az bağımlılık değil, farklı bir bağımlılıktır.
Girişimcilik maaşlı işten daha az mı yorar?
Genellikle hayır. İlk yıllarda çoğu girişimci maaşlı çalışırken olduğundan daha uzun çalışır. Mesai saatleri esnektir ama iş bitmez. Başarı da başarısızlık da doğrudan senin hanene yazılır.
Özgürlük için girişimci olmak doğru bir sebep mi?
Tek sebep olarak zayıftır. Özgürlük isteği seni harekete geçirebilir, ama işi ayakta tutan şey müşterinin para ödediği bir sorunu çözmendir. Özgürlüğü korumak istiyorsan iş modelini ona göre seçmen gerekir: tek müşteriye, tek dağıtıcıya ya da tek yatırımcıya bağımlı olmamak gibi.

Yazar

Prof. Dr. Mustafa Halid KARAARSLAN

iyihedef'in kurucusu ve yayıncısı. Karabük Üniversitesi'nde öğretim üyesidir; lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde girişimcilik dersleri vermiş, girişimcilik, pazarlama ve yenilik konularında araştırma yapmaktadır. Sitenin araçlarını, hesap çekirdeğini ve içerik yapısını kurdu; yayımlanan yasal parametrelerin doğrulanmasından sorumlu.

Kaynaklarımızı ve düzeltme politikamızı okuyun

Bu konuda

İlgili yazılar